Ana Sayfa  /  Röportajlar  /  Türk Edebiyatı dergisi söyleşi
  • Facebook da Paylaş
  • 07-06-2013
  • 0 yorum
  • 1940 okunma
Türk Edebiyatı dergisi söyleşi

İkinci albümünün hazırlıklarına girişen Adem Tuzcu, 'betonlaşmaya yenilmedikçe gelenek devam eder' diyor. Benim türkü tercihim bilinçli bir tercih değildir. Sadece bu topraklardan ve bu gelenekten beslenmemle alakalı bir durum olsa gerek. Bu da türküyü benim için özel kılıyor diyebiliriz. Bazı türküler vardır uzun zaman geçse de tazeliklerinden hiçbir şey kaybetmezler Belki de milletin yüreğinin içinden kopup geldiği için milletimizi derinden etkilemişler. Her şeyin kolay eskiyip tüketildiği bir zamanda türküler insanların en hassas tellerini titretmeye devam ediyor. Biz millet olarak çok uzaklardan gelmiş bir mektup gibi sevmişiz türkülerimizi... Dilimizi, tarihimizi, kültürümüzü kısacası bütün benliğimizi yüklemişiz türkülerin sırtına... İçimizde canlı canlı yaşadıklarını hissederiz türkülerimizin... Bu topraklara köklerimizle tutunmak ve fırtınalı zamanlara direnmek için her zamankinden çok ihtiyacımız var türkülerimize. Bir türkü gönüllüsü olan sanatçı Adem Tuzcu ile türkülerimizi konuştuk...

Bir sanatçı olarak daha çok türkü formatında eserler yapıyorsunuz. Tür müziğinin pek çok dalı varken özellikle türkü formatını tercih ediyorsunuz. Sizin için türkülerin özel bir anlamı var mı?
Türkü halkın içindendir. Halk içindir ve halk adına yapılmıştır. Ayakları bulunduğu topraklara basar, başı binlerce yıllık tarihe değer... Toplumun hüznünü ve neşesini paylaşır... Hayalden uzaklaştırır rüya gördürür. Zorlaması yoktur sanat adına ve her şeyden önemlisi samimidir. Türkü çıkış noktasında bir ideoloji barındırmaz; temelinde tamamen halk vardır yaşanmışlık vardır.

Benim türkü tercihim bilinçli bir tercih değildir. Sadece bu topraklardan ve bu gelenekten beslenmemle alakalı bir durum olsa gerek. Bu da türküyü benim için özel kılıyor diyebiliriz.

Son on beş yılda Türk halk müziğinin bir de özgün kolu oluştu. Sizin bestelerinizde özgün bir yapının varlığını görüyoruz. Özgün müziği siz farklı bir tarz olarak mı görüyorsunuz?
Ben özgün müziği farklı bir tarz olarak görmüyorum. Özgün müzik klasik türkü mantığının dışında biraz daha Modern bir halk müziği formatıdır. Türkünün daha geniş orkestralarla ve daha modern bir düzenleme mantığıyla yapılmış haline özgün müzik diyebilirim. Bazı ideolojik zorlamalarla yapılan türkülere de özgün müzik diyenler oluyor ama bence türkü zaten başlı başına bir özgünlük içerir ve siz ne söylerseniz söyleyin onun hudutları içerisinde gezinti yapmaktan başka bir şey yapmış olmazsınız.

Belirttiğim manada geniş orkestralarla ve farklı düzenleme mantığıyla yapılmış eserlerim var ama ben bunlara türkü demeyi tercih ediyorum. Bir yere eklemlenmek gerekirse bu noktada kent ozanı diye kendini isimlendiren ve modern manada türküler yapıp bunları şehirlere de dinlettirebilen arkadaşlarımla aynı yerde hissediyorum kendimi.

Türk müziğinin bir de tarihi kökleri var. Sizin müzik anlayışınızı besleyen tarihi bir damar var mı?
Anadolu'da özellikle Sivas ve Kars gibi yörelerimizde hâlâ canlılığını muhafaza eden bir âşıklık geleneği var.

Siz bu geleneğe nasıl bakıyorsunuz. Özellikle yeni imkânlar sunabileceğine inanıyor musunuz?
Az önce bahsettiğim gibi âşıklık göçebe kültürün sözlü geleneğidir. Ve dikkat ederseniz canlılığını koruduğu bölgelerde hâlâ küçük bir göçebelik söz konusudur. Yazın yaylalara, dağlara, daha verimli yerlere gidiş vardır. İstanbul'da ya da Ankara'da âşıklık geleneğini yaşatmak zor ve anlamsız bir iştir bence. Âşıklık geleneği yüz yıllardır süregelen, canlılığından, dinamizminden ödün vermeden halen ilk günkü canlılığını koruyan, ılık esintilerle içimizi okşayan manevi bir kültürdür. Ve insanımız kendini topraktan ayırmadıkça, betonlaşmadıkça bu gelenek devam edecektir ve etmelidir.

"Yollar da topraktandır insan da" adlı albümünüzde iki tane Leyla'nız var. Bir albümde iki Leyla nasıl duruyor. Leyla size ne anlam ifade ediyor?
Ne güzel işte, her mecnunun bir Leyla'sı vardır benim iki tane var. Ve bu Leylalar birbirinden çok farklı. Biri diz dize oturup hu çekerken diğeri canları ağlatıp yaşları akıtıyor. Biri yücelerde dağ başlarında kelam ederken diğeri acılı ve ıstıraplı yıllara yanıyor. Yani aslında Leyla, bizim söylemek istediğimizi bizim dilimizden anlatıyor. Aşk oluyor, sevda oluyor, kavga oluyor ama kavga etmiyor. Yani sözün özü bir Leyla onlarca kelimeyi tek başına anlatıyor.

Albümünüzdeki eserler sizin kendi besteleriniz. Ahmet Kaya albümlerinde Yusuf Hayaloğlu şiirleri bariz bir şekilde hissedilirdi. Sizin özellikle eserlerini bestelediğiniz şairleriniz var mı?
Şairin eserini bestelemek çok farklı bir his. Bir eser sizden bir şeyler taşımıyorsa ya da bir şiiri hissedemiyorsanız onu bestelemek çok zor oluyor. Bu konuda besteci bensem eğer imkânsızlaşıyor. Çünkü ben bu anlamda ticari besteler yapmayan biriyim ve eserimin benden bir parça olduğunu düşünürüm hep. Benden olan bir parka da bana dair izler taşımalı. Onun için bu konuda çok ama çok seçiciyimdir. Sevgili İbrahim Hakkı Gündoğdu hocamı bu konuda anmadan geçemeyeceğim. Sanki birçok şiirini benim için yazmış. Onun şiirleri beste için pek uygun olmayan ağır şiirler genelde ama insan hissedince oluyor işte! İşin sırrı hissetmekte galiba. Kendisiyle yapmış olduğumuz gurbet birlikteliği ve paylaştıklarımızda bu konuda etkilidir tabiî ki.

Trabzonlu olmanıza rağmen yöresel müzik yapmıyorsunuz. Türkiye'yi kucaklayan bir anlayışınız var. Bu anlayış nereye kadar sürecek? Yöresel müziklerin oldukça revaçta olduğu bu zamanda siz bu türden müziklere nasıl bakıyorsunuz?
Güzel ve güzel olduğu kadar seçilmiş bir soru. Evet, Trabzonluyum ve Trabzon'u çok seviyorum; bizim varlığımızın ateş hattıdır Trabzon. Ama bu bana yöresel müzik yapma zorunluluğu yükleyen bir durum değil. Yöresel tınılar taşıyan birkaç beste yapmayı da düşünüyorum. Genele hitap etmeye gelince öyle bir derdim de yok işin doğrusu; müzisyenin derdi müzik yapmaktır bence, dinlenmek sonraki iş. Belli dönemlerde ticari kaygıları ön plana çıkartıp yapılmış onlarca albüm var. Ama kaçının ismi bir sonraki bahar da anılıyor acaba?

Benim derdim kelimeler savurmak gök kubbeye ve anılmak her baharda. Onun için düzenleme anlayışım değişip gelişebilir ama müzik anlayışımın değişmeyeceği kesin. Yöresel müzik yapıpta bunu genele dinleten müzisyenlerimiz yok mu? Volkan Konak, Fuat Saka, müzik dünyamıza hoş bir sada bırakıp giden Kazım Koyuncu... Bunların yapmış olduğu müziği takdir ediyorum ve dinliyorum.

İlk kez acıyı ve zulmü bu kadar yakından izledik
Yakın zamanda Gazze olaylarını ele alan bir albüm çıkardınız. Böyle bir albüm çıkarma fikri nasıl oluştu? Biraz bundan bahseder misiniz?
Gazze benim yüreğimde durmadan kanayan bir yara olan Kudüs'ün, Filistin'in acılarını gösteren küçük bir bölümdü sadece. 68 yıllık bir sinema filminin son bölümlerinden biri. Onun için yaşananlar Gazze olayları değil aslında çok büyük bir senaryonun küçük bir parçası sadece. Ama biz ilk kez acıyı ve zulmü bu kadar açık izledik. Kopan bacaklara, kollara, annesinin kucağında ölen yavrulara ilk kez böylesine tanık olduk. Ve yüreklerimiz ilk kez böylesine sızladı ve ilk kez lanet okudu dudaklarımız zulme ve zalime.. Fosfor bombalarıyla yakılan çocuklar hâlâ gözlerimin önünde, 9 aylık bir bebeğe nişan almış askeri unutamıyorum ne yapsam da. Böyle bir ruh hali içerisinde sanatçı onuru ve duruşuyla bir şeyler yapmam gerektiğini düşündüm ve 10 sanatçının 10 tane Filistin şarkısından oluşan Filistin şarkıları adlı bir albüm çıkarttık. Bu albümün gelirini de Filistin halkına ve onların kutlu mücadelesine vakfettik. Umarım ki istediğimiz sonucu alırız. Bu albümde Sözün Bittiği An adlı bir eserim bulunmaktadır.

İkinci albüm yolda
Her sanatçı bir anlamda kendi kendini yeniden doğurmak zorundadır. Yeni çalışmalarınızda aynı çizgiyi devam ettirecek misiniz? Geleceğe dönük ne gibi çalışmalarınız var?
Evet, her sanatçı kendi kendini doğurmak zorundadır. Ama yaptığınız işlerle yarınınızı kısırlaştırıyorsanız fazla yapacak bir şeyiniz yoktur. Onun için ben adımlarımı sağlam atmak derdindeyim. Doğumlarımı sezaryenle yapmamalıyım. Çizgimi değiştirmek gibi bir düşüncem yok. Hatta bu çizgiyi bir iz haline getirme derdindeyim. Yaptığım her iş geçmişi bugünle harmanlayıp geleceğe taşıma derdidir. Türkiye'nin dört bir yanında konserlerim devam etmektedir. Bir iki ay içerisinde 2. albümüm piyasaya çıkacak inşallah. Yani sözümüz ve sesimiz var olduğu sürece yapacak çok işimiz var.

www.ademtuzcu.com.tr'den program akışım ve yeni çalışmalarım takip edilebilir.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Başlıklar