Ana Sayfa  /  Makaleleri  /  Hangimiz Hayvan?
  • Facebook da Paylaş
  • 07-06-2013
  • 1 yorum
  • 2374 okunma
Hangimiz Hayvan?

 

 

Herkes bir hak ihlalinden dert yanar...

 

Eğitim hakkı, öğütüm hakkı, insan hakları, analık hakkı, evlat hakkı, baba hakkı, vs/vb/vd...

 

Eğer hakları katagorize ederek bir değerlendirmeye tabi tutarsak, ortaya verilmiş haklar ve kazanılmış haklar adı altında iki ana başlık çıkacaktır.

 

Kazanılmış haklar; bireylerin hayata dair sorumlulukları karşısında ki mücadeleleri sonucu hakettikleri ya da edemedikleri hakların toplamıdır.

 

Verilmiş haklar ise canlıların varoluş sebepleri ve bu sebepler karşısında her canlı türünün diğer türe karşı sorumluluklarının bilincinde olmasıyla alakalı hakların tümüdür.

 

İnsan; kendisinde barındırdığı irade yeteneğini erdemli davranışlarla bütünleştirip, eşrefi mahlukat olma yolunda ki gayretini hayat karşısında sınarken yapması gereken en önemli tespit varoluşsal hakların mevcudiyeti karşısında ki durumunu değerlendirmek olmalıdır.

 

Varolmak bir haktır; Bunu diyebilmek bile bir açıdan haksızlıkmış gibi geliyor bana. Çünkü yaşam hakkı edinilmiş bir hak olmadığından bu hakkın hatırlatılması için gerekli görülen tekrarlar bile hak tecavüzleri konusunda gelinen boyutun basit bir göstergesidir.

 

İnsanoğlu hayat mücadelesi diye adlandırılan bu hızlı yürüyüşün hırsına o kadar kaptırmıştır ki kendini, gözünü bürüyen daha fazlası hırsıyla, türdeşlerinin ve diğer türlerin haklarına tecavüz etmekte bir beis görmemiştir. İradenin erdemli davranışlarla yüceltilmesi yerine en aşağılık olma yarışında çok ileri derecelere ulaşmış bulunmayı daha fazlasına sahip olmanın gerekliliği gibi görerek erdemden saymakta bir beis görmemiştir.

 

Anadoluda ki aile yapısını bilenler bu anlatacağım hikayeden muradımı anlayacaklardır diye umuyorum...

Küçücük bir çocuktum.

Babam yıllarca yurt dışında çalışan bir gemiciydi.

Şehire göçlerin en hızlı zamanlarıydı. Arkadaşlıklarımız, oyunlarımız, yaramazlıklarımız, gelen giden misafirlerimiz...

Yavru bir köpeğin yağmur altında sırılsıklam olmuş  bakışları bana cami avlusuna terk edilmiş kundak içinde ki bir bebeğin çığlıklarından pek farkı olmayan hisler yaşatmıştı. O yavruyu alıp çatı arasına yerleştirdim. Ona bir yaşam alanı yaptım ve aramızda çok güçlü bir sevgi bağının oluştuğunu anladığımda karşımda bakışlarımdan ne demek istediğimi anlayan bir dost vardı.

Çatı arasında ki varlığına göz yuman aile bireyleri kadar bu durumdan rahatsız olanlar da mevcuttu. Ben büyük bir direniş örneği göstererek onu sokağa salmadım. Bütün baskılara ayak diredim. 

Okuldan geldiğim gibi ödevlerimi bitirip onunla oynuyor, yemeğimi, sevgimi onunla paylaştığımı zannedip ondan merhameti öğreniyordum aslında.

 

Uzun zaman böyle devam etti dostluğumuz.

 

Şehir hayatının saçma sapan dayatmaları karşısında refleks olarak geliştirdiğimiz ailesel davranışların gözden geçirilmesi durumunda hiç bir anne babanın çocuğuna öğretemeyeceği şeyleri sadık bir dostun öğretebileceği gerçeği zihinlerimizin bir kenarında yazılı dursun. 

 

İnsanoğlunun etrafında ki canlılarla olan imtihanı karşısında nasıl mevzilendiğini görmek bile durumun içler acısı olduğunu gözler önüne sermektedir.

 

Tecavüze uğrayan sokak köpeklerinden tutun, başına kırmızı kurdela takılıp petshoplardan alınan o canların bir kaç ay sonraki akıbetleri ile yüzleşecek kaç insan var aramızda...

 

Bu işleri kendine görev edinenlere saygı duymak,destek olmak gerek diye düşünüyorum. Yardım kurumlarının acilen bu konularda bir şeyler yapması gerektiğini tekrarlamaktan yorulmamamız gerektiği kanaatindeyim.

 

                  İşgal ettiğimiz her yaşam alanı yüzleşmemiz gereken bir yığın sorunu önümüze koymaya devam edecektir. Biz insanlığımızla övünürken yaptığımız hayvanlıkları nasıl da görmemezlikten geldiğimizin farkında değiliz. Aramızda dolaşan iki bacaklı  hayvanlar kendilerine hala insan diyebiliyorsa insanlık denilen şey içi boşaltılmış bir kavram olmaktan başka ne ifade ediyor olabilir ki.  

 

Yaratılmış olan her canlı kendi yaşam alanı içerisinde saygıyı hakediyordur. Kim çıkıp diyebilir Allah keşke köpekleri yaratmasaydı diye. Kim kuşların, kedilerin,balıkların, farelerin vs varlığından rahatsızlık duyduğunu söyleme hakkına sahiptir. Ya da kim bu hayvanların insanoğlunun doğa karşısında ki hadsizliği karşısında söz söyleme haklarının olmadığından söz edebilir.

 

Konuyla ilgili bir giriş yazısı niteliği taşıyan bu yazımı daha fazla dallandırıp budaklandırmak istemiyorum. Niyet hasıl olmuştur kanaatiyle hepimizin bu konuda yapacak bişeyleri olduğunu düşünüyorum. Yapılabileceklerle ilgili duyurularımı ilerleyen günlerde duyuracağım. Unutmayalım insan olmak herkese ve herşeye  hakkettiği değeri verebilmenin bir kazanımıdır.

YORUMLAR
  • ersin sevinç    

    Bir daire düşünelim; içinde biz insanlar ve o dairenin dışında yoklarmış gibi davrandığımız hayvanlar.şehir hayatının, beton yığınlarının arasına monte edilmişligin insanlığın, dahası kendi değerleri yanında çevresine karşı olan olması gereken değer ve sorumluluğu her geçen gün yok eden ruhsuz vurdumduymaz insanlık ! . küçüklükten gelişim çağından hayvan sevgisini ve sefkatini dostluğunu sıcaklığını hissetmeden idrak edemeden yetişen gelişen, şimdiki kendimize benzeyen ve bizleri geçecek yeni anti hayvan dostu yeni bir nesil. hangimiz daha hayvanız biliyormusunuz bizler.evet bizleriz. onca şey yazmak için bu yazıya yorum yazmak istedim ve başladım ama tıkandım yazamıyorum artık... biliyorum ki hiç bişi değişmeyecek hayatınızda yazdıklarımı okuduktan sonra. yavrunuzu çocuğunuzu yeğeninizi ablanızı kardeşinizi düşünün bir yaa. kılına zarar gelse , kaza geçirse, araba çarpsa, ölse onu kaybetseniz ne hissedersiniz .ya peki oturmayı kalkmayı, yüzmeyi , yakalamayı, uyuşturucuyu ,bombayı bulmayı, sevdiklerimizi korumayı öğrettiğimiz o hayvanlarımızın yavrularını eşlerini kaybettiklerinde neler hissettiklerini neden düşünemiyoruz görmezden geliyoruz! yazık ya yazık ! bu mu insanlık! rabbim soracak sizlere bunun cezasını !sonrası da var bu hayatın. ben elimde büyüyen , kışın üşümüşmüdür acaba diyerek defalrca kulübesine gittiğim köpeğimden uzaklarda onu hatırladıkça gözyaşlarımı tutamazken özlemimden, birşey yerken gözüme baktığımda en çoğunu ona vermeden rahat edemezken, araba çarptığında onu kaderine terk etmeyip kuçağımda veteriner veteririner dolaştırırken , ilk köpeğimi kaybettinğimde canımı kaybetmişcesine ağlarken , size sizlere ne oluyor da bu kadar ruhsuz kalpsiz olabiliyorsunuz ey insanlık !Bu dünya da insan olmaktan kendi adıma hayvanlar karşısında utanç duyuyorum ve diliyorum ve inanıyorumki onların ahı birgün ilahi adalet karşısında sorguya çekilecektir. dinden imandan ahlaktan sevgiden uzaklaşan insanoğlu o gün herşeyin farkında olacaksın da çaren olmayacak. gecenin tam ortasında köpek havlaması duyupta uykusuna devam eden, kalkıpta yakındaysa en azından bir parça ekmek bisküvi atayımda yesin yavrusu vardır açdır diyemeyen insan benim için yaşamıyordur, hayvan kim insan kim sorgulamalıdır kendince !!!

Diğer Başlıklar